Beren'in doğumundan sonra artık ''dayı'' olan ve bundan çok hoşnut olan canım kardeşim geçtiğimiz günlerde Ayçasıyla nişanlandı.Beren doğduktan sonra aralarında özel bir bağ oluşan ve Onurcan'ı her gördüğünde gülücükler saçan kızımızla dayısının nişanına hazırlanmamız günler öncesinden başladı. Bunun en önemli nedeni ''nişanda ne giysem?'' sorunsalıydı.Doğumda aldığım 13 kilonun 15'ini verdiğim ve doğumdan önceki kilomun da altına düştüğüm için beden bulma konusunda herhangi bir sorun yaşamadım.Ama gezdiğimiz onca mağazadan sonraki karar verme aşaması biraz sancılı geçti.Bu vesileyle canım kızım da Antalyadaki hemen hemen her mağazayı bizimle beraber gezmiş oldu.Bu süreçte tüm sabrıyla bana yardım eden Özgür'ümün desteğini de gözardı etmemek gerekir. :)
Nişanın olacağı gün evimizde kıyafetlerimizi giyip kızımızın çantasını da hazırladıktan sonra hep beraber kuaförün yolunu tuttuk.Beren'i kuaföre sokmak istemediğim için ben kuafördeyken Beren'im babasıyla arabada beni beklediler.İşim planlanandan uzun sürünce biraz mızmızlanan kızımı arabayla gezdirerek susturma işi de Özgür'üme düşmüş.(çıkınca haberim oldu) Kuaförden sonra nişanın olacağı yere gittik.Salona girer girmez herkesin gözbebeği olan kızımız önce kalabalığı yadırgasa da alışması çok zaman almadı.Bol bol fotoğraf çektirdik ama özellikle flaşların kapalı olmasına dikkat ettik bu nedenle fotoğraflardan bazıları oldukça karanlık çıktı.Ayrıca kapalı alanlarda artık sigara içilmemesinin ne kadar doğru bir karar olduğunu o gün bir kez daha anladım.Gülücükleriyle babaanne,anneanne ve dedelerin gönlünü bir kez daha fethetmeyi başaran kızımızın yaklaşık bir saat sonra karnı acıkınca emzirmek için yer bulmak biraz sorun oldu ama onu da bir şekilde hallettik.O akşam için seçtiğimiz beslenme odası, orkestranın arkasında bulunan ve kullanılmayan masaların bulunduğu perdeli bir bölümdü :) Sütünü içen Berenimi bekleyen bir diğer sorun ise müzik sesiydi(bence) ama canım kızım bunu hiç umursamadı bizi şaşırtacak bir hızla uykuya daldı...
Ayça ve Onurcan'ın heyecanı o akşam gözlerinden okunuyordu.Bir abla olarak ilk kez kardeşimin büyüdüğünü, artık bir yuva kurma sorumluluğunu aldığını ve bu yolda ilk adımı attığını görmek beni tahmin ettiğimden daha fazla duygulandırdı.Gözlerindeki sevgi ışıltısının hiçbir zaman sönmemesi ve bu mutluluklarının bir ömür boyu sürmesi en büyük dileğim...Gecenin sonlarına doğru uyanan kızım karnı tok, gazı çıkmış ve altı temiz olduğu sürece bize her koşulda ayak uydurabileceğini bir kez daha göstermiş oldu.Beren doğmadan önce acaba hayatımız nasıl olacak diye çok düşündük.Acaba herşey tamamen değişecek miydi yoksa herşey normal mi devam edecekti.Beren doğduktan sonra bize kocaman yeni bir hayat hediye etti.Herşey çok daha anlam kazandı.Doğduğundan beri hayatımızın bir parçası.O olmadan bir şey yapmayı düşünmemiz mümkün değil.Minik bir kuş gibi öyle muhtaç ki bize, onun bu hali ona karşı olan sevgimizi içimizden taşarcasına artırıyor.Artık hayatımızda onun dışında hiçbir şeyin önemi yok.Çocuk sahibi olmanın bir fazlalık değil bir ayrıcalık olduğunu düşünerek kızımla yaşadığımız her dakikanın keyfini çıkarıyoruz.Her anımızda yanımızda olan kızımız hayatımızı daha mutlu kılıyor...







0 yorum:
Yorum Gönder