Pages

29 Mart 2009

Koyu Siyah

Günlük koşuşturmalar, sorumluluklar , telaşlar ve yapılması gereken bir sürü şey olduğu için ihmal ettim blogumuzu. Bir türlü bitiremedim yazmaya başladıklarımı, keyfim yoktu, hepsi taslak halinde kalakaldı, tamamlayamadım, hevesim kaçtı, yayınlamadım ben de. Ama en kısa zamanda tamamlayıp yayınlayacağıma dair söz verdim kendime. Çünkü bebeğimin gelişiminin en özel anları olmalı bu sayfalarda. Bu süre zarfında çok şey değişti, yazmam gereken , yazmamam gereken çok şey oldu, bitti, hepsi geldi, geçti, gitti, bitti...
İlkbahar geldi, bu sefer gerçekten geldi. Uzun süredir her hafta sonu bizi eve tutsak eden Antalya rüzgarı bugün bize izin verdi ve biz de ailecek kendimizi dışarı attık. Uzun süredir gitmeyi planladığımız ‘’Koyu Siyah’’ımıza gittik hemen. www.koyusiyah.com ; kaleiçinde, şehrin gürültüsünden uzak, huzurlu ve şirin bir yer. Orası bizim için sıradan bir cafe değil aslında. Çünkü yaklaşık 5 senedir Özgür’ümle en güzel zamanlarımızı geçirdiğimiz özel bir yer orası. İlkbaharda bahçesinde portakal çiçekleri kokan, kışın içeride o harika nane çayımızı yudumladığımız, dergilerimizi rahat rahat okuyup, günlük streslerimizden arındığımız, Hayat hanım ve Ruşen beyin sıcacık gülümsemeleriyle karşılandığımız bir huzur mekanı bizim için. Yıllardır iki kişi gittiğimiz koyu siyaha bugün 3 kişi gittik. Minik bebeğimiz de yanımızdaydı artık. Ne de çok özlemişiz o tahta sandalyelerde oturup radyo eksen dinlemeyi. Her zamanki gibi güler yüzle ve özlemle karşılandık bu kez de. Hayat hanım ve Ruşen beyi ailemizin yeni üyesi Beren’imizle tanıştırdık. Onlar da manevi torunları olarak kabul ettikleri bebeğimize parmak kuklası hediye ettiler. Çok mutlu olduk. Bebeğimizi bahçede gezdirdik ilkbahar kokusunu içimize çektik. Yine streslerimizden arındık, huzur dolduk, tazelendik…

0 yorum:

 
Copyright 2009 BeReN