Korkulan olsaydı eğer 6 gündür ben ve Onurcan annesiz, babam eşsiz, Beren anneannesiz, anneannem çocuksuz, dayılarım teyzelerim kardeşsiz, arkadaşları Hurisiz kalmış olacaktı.Şükürler olsun ki annem hayata tutundu ve hala aramızda.
Öksürük nedeniyle doktorunun vermiş olduğu İnfex isimli antibiyotiğin ilk dozunu aldıktan yaklaşık yarım saat sonra banyoda bayılmış annem. Babamın o gün işten erken gelmesi annemin hayatını kurtardı. Babam ambulans çağırıp annemi hastaneye götürmüş. Annem hastaneye ilk gittiğinde nabız alamamışlar ve hemen adrenalin iğnesi yaparak tansiyonunu 4'e çıkarabilmişler. Ben hastaneye gittiğimde doktor, içtiği ilacın bileşiminde bulunan bir maddenin annemin vücudunda alerjiye sebep olduğunu, hayati tehlikesinin sürdüğünü ve acilen yoğun bakıma alınması gerektiğini söyledi. Bu sözü duymak bile öyle kötü bir duyguydu ki anlatamam.. O anlarda insan başka birinin desteğine öyle çok ihtiyaç duyuyormuş ki hep söylerlerdi ama bu kez gerçekten yaşadık bunu. Allah bunları yaşayan herkese sabır ve sevdiklerine sağlık versin.
Hayatımda hiç yoğun bakımın önünde beklememiştim. Babam, dayım ve ben perişan bir halde doktorlardan veya hemşirelerden bir haber gelmesini bekledik saatlerce. İçeriye girmemize izin verilmediği için elimiz kolumuz bağlı bekledik öylece. O soğuk kapının her açılışında annemle ilgili iyi bir haber almak için baktık herkesin gözünün içine. Saatler sonra doktoru durumunun daha iyi olduğunu ama yine de yoğun bakımda her an her şeyin olabileceğini söyledi. O an sevinsek mi üzülsek mi bilemedik. Yine de şükrettik halimize. Hepimiz güçlü görünmeye çalışıyorduk ama dışarı çıkıp, ağlayıp geri geliyorduk. O gece sabaha kadar gözlerimde yaş kalmayana kadar ağladım, her şeyi düşündüm, her şeyi sorguladım, her şeyin ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha anladım. Sabaha karşı annemin kendine geldiği haberi geldi içeriden. Ama değişmeyen bir cümle vardı her açıklamanın sonunda "burası yoğun bakım yine de ne olacağı belli olmaz". Yine de sevindik hepimiz. Öğleden sonra annecim yoğun bakımdan çıktı servise alındı. Öyle yorgun ve bitkin görünüyordu ki ama hayattaydı ya o yeterdi hepimize. Sımsıkı sarıldım ona ve Allah'a binlerce kez şükrettim.
Akşama doğru hastaneden çıktık ve eve götürdük annemi. Ona çay demlemek, yemesi için birşeyler hazırlamak, başının altına yastık getirmek çok farklı duygularla yaptığım şeylerdi o gün. Ve tüm bunların beni bu kadar mutlu edeceğini hiç düşünmezdim, o an hiç bir şeyin önemi yoktu, tüm sevdiklerim iyiydi.
Günlük koşuşturmaların içinde sadece lafta kalan "hayatta herşey boş, önemli olan sağlık" sözleri hayatın merkezi olan bir söz olmalıydı, bunu biliyorduk hepimiz ama hayat öyle ilginç ki böylesi durumlar atlatıldıktan sonra insanlar yine ufak tefek şeyleri sorun yapmaya başlıyor hemen. Ama bu defaki hepsinden farklıydı artık bizim için.Yeni bir hayat hediye edildi bize. Herşeyi sıfırladık, yeni bir sayfa açtık hayatımızda, çünkü gerçekten hiç bir şeyin, söylenen hiç bir sözün, üzüldüğümüz hiçbir şeyin anlamı yok aslında.Kim derdi ki bir antibiyotiğin bir hayata mal olabileceğini... Her birimizin hayatı pamuk ipliğine bağlı. Her an herşey olabilir ve bu gibi şeyler herkesin başına gelebilir. Şu anda ne olduğumuz değil ne olacağımız önemli... Her şeyin farkında olmalı insan......
Farkında olmalı insan
Kendisinin, hayatın, olayların, gidişatın farkında olmalı. Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen… Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken “Dünya benim!” dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların “her şeyi bırakıp gidiyorum işte!” dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan
Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine “seni çok seviyorum!” demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Farketmeli...
Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür…
O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür…
ÖĞRENCİLİK yeniden
4 ay önce


7 yorum:
Ezgicim büyük geçmiş olsun okurken tüylerim ürperdi...
Ezgicim çok geçmiş olsun...okurken gözlerim doldu..Annemin yaşadıklarını düşündüm.bir an.. ne kadar doğru ..herşeyin başı sağlık...Allah uzun ömürler versin sevdiklerimize...
canım büyük geçmişler olsun!
Canım arkadaşım çok geçmiş olsun Allah sana ve sevdiklerine sağlıklı uzun ömürler versin
hocam çok çok geçmiş olsun. Allah'ım çok şükür annenizi size bağışlamış. Allah'ım sevdiklerimizle sağlıklı uzun ömürler nasip etsin inşallah..
canım yeni haberim oldu çok geçmiş olsun umarım şimdi ikinizde iyisinizdir kendine çok iyi bak selam soyle
Canım yavrularım;Siz anne baba olalı işte 2 yıl geçiverdi.Dünyalar güzeli BEREN'imiz de bugün 3 yaşına giriyor.
Canım güzel gözlü BEREN'imin doğum gününü kutluyor,tüm yaşantısı boyunca sağlık,başarı ve mutluluk rüzğarlarının ondan yana esnesini diliyorum.İyiki varsınız canım yavrularım.Sizi çok seviyorum.RİFAT DEDE
Yorum Gönder